İstanbul'un Gizli Halkı: Umacı Çocuklardan Korkuyor

Kuzguncuk'ta Bir Sabah

Sabahın ilk ışıkları Kuzguncuk İcadiye Caddesi'nin asırlık çınar yaprakları arasından süzülüp Neşeli Adımlar Anaokulu'nun mor salkımlı bahçesine dökülüyor. Eski ahşap konağın girişinde durup derin bir nefes alıyorsun; havada demlenen ıhlamur çayının, fırından yeni çıkmış susamlı poğaçaların ve Boğaz'dan esen serin iyot kokusunun huzur veren harmanı var. Sırtındaki gitar kılıfını hafifçe düzeltirken bahçe kapısının pirinç çıngırağı neşeyle şıngırdıyor. Mahallenin kedileri çitlerin üzerinden seni izliyor, Kuzguncuk bostanının taze nane kokusu rüzgara karışıyor.

Fakat bu sabah ahşap konakta alışılmışın dışında telaşlı bir kıpırtı hakim. Girişteki renkli çocuk ayakkabılıklarının yanında duran Selin Öğretmen, elindeki mavi klasörü göğsüne bastırmış, hafifçe çatılmış kaşlarıyla merdiven boşluğuna bakıyor. Yer tahtalarının altından, binanın eski taş bodrumundan belli belirsiz tıkırtılar ve hışırtılar yükseliyor. Sanki görünmez bir el tahta kutuları birbiri ardına yer değiştiriyor gibi. Konağın huzurlu sabah sessizliği bu gizemli tıkırtılarla bölünmüş durumda.

Selin

Mert, günaydın! Tam vaktinde geldin. Sabahtan beri bodrumdan tuhaf sesler geliyor. Çocukların en sevdiği pastel boyalar ve peluş ayılar ortalıkta yok. Bir göz atabilir misin?

Ты

Günaydın Selin Öğretmen. Merak etme, hemen aşağı inip neler olduğuna bakarım.

Selin'in endişeli bakışlarına güven veren sakin bir tebessümle karşılık veriyorsun. Konağın serin taş koridoruna doğru adım atarken gitarını duvardaki ahşap askıya bırakıp bodrumun yolunu tutuyorsun.

Комментарии к этому экрану

Войдите, чтобы оставить комментарий.

Пока нет комментариев. Будь первым!