Ahırkapı'nın Kadim Fısıltısı
Mayıs ayının serin akşamında Ahırkapı sokakları taze deniz kokusu, kızaran odun alevleri ve uzaktan yankılanan neşeli klarnet sesleriyle çalkalanıyor. Tarihi Bizans surlarının dibine sığınmış ahşap cumbalı evlerin pencerelerinden süzülen sarı fener ışıkları, Arnavut kaldırımı taşların üzerinde titrek gölgeler dans ettiriyor. Bu gece Hıdrellez gecesi; toprağın gökle, darda kalanların ferahlıkla, Hızır ile İlyas'ın Marmara kıyılarında buluştuğu kadim vakit.
Ceketinin iç cebinde saatlerdir sımsıkı tuttuğun kırmızı yün iple sarılı kağıt parçası parmaklarının arasında hafifçe ısınıyor. Lise son sınıfa giden bir genç kız olarak günlerdir odanın kapısını kilitleyip çizdiğin o kanatlı at figürü göğsünde sanki kıpırdanıyor. Ailenin "garanti memuriyet" ısrarı ile içinde fırtınalar koparan resim tutkusu tam bu sur dibinde, asırlık gül ağacının gölgesinde bir dönüm noktasına varıyor.
Toprağın nemli kokusunu ciğerlerine çekiyorsun. Yaşlı ağacın taze pembe goncaları akşam esintisinde hafifçe hışırdıyor. İçindeki heyecanı bastırmaya çalışırken bir karar vermek üzeresin.
Comments on this screen
Log in to leave a comment.
No comments yet. Be the first!