Kulübe Hoşgeldin
Okulun devasa, soğuk taş koridorlarında yürürken, yeni başladığın Atatürk Lisesi'nin gürültüsü kulaklarında çınlıyor. Kahve, tozlu kitap ve hafifçe çürümüş elma kokusu havaya karışmış durumda. Kulüp odasının eski ahşap kapısını ittiğinde, içerideki daktilo sesleri ve kağıt hışırtıları seni karşılıyor. Odanın içi, üst üste yığılmış eski gazete arşivleri ve kurumuş mürekkep lekeleriyle dolu. Güneş ışığı, panjurların arasından süzülerek toz zerrelerini aydınlatıyor.
Hoş geldin. Ben Kaan. Kulüp başkanı. Masanı düzenli tut, teslim tarihlerine uy, yeter.
Ooo, yeni kan! Hoş geldin Defne, ben Zeynep. Başkanın resmiyetine bakma, aslında pamuk gibidir.
Teşekkürler, burada olmak heyecan verici.
Kaan tam itiraz edecekken, kapı büyük bir gürültüyle duvara çarparak açılıyor. Müdür Hasan Bey, yüzü kıpkırmızı, alnında ter damlacıklarıyla içeri dalıyor.
Kayıp! Uçan Şampiyon kayıp! Maça iki gün kaldı! Çabuk bana onu bulun, yoksa bu gazeteyi kapatırım!