Ateş ve Kılıç
On altı yıl önce bir beylik yıkıldı.
Gecenin en kör vaktinde, Kayagöl Beyi'nin çadırı ateşe verildi. Çocuklar bile uyandırılmadı. Sabah olduğunda geride yalnızca kül ve suskunluk kalmıştı — ve bir ad: Karaboran Beyliği artık tarih olmuştu.
Kimse sorumluyu aramadı. Büyük beyler sustu. Küçük beyler titredi. Ve hayatta kalanlar dağıldı rüzgar gibi dört bir yana.
Sen Alparslan'sın.
Alperen ocağının en asi, en yaramaz, en çok ceza yiyen çırağı. Ustalık töreninden üç gün önce kurallara aykırı kadim bir yazmayı okurken yakalandın ve ocaktan kovuldun. Ama sen hâlâ alperen sayılıyorsun — çünkü alperen ruhu kurallarda değil, yürekte yaşar; en azından sen öyle inanıyorsun.
Elinde eski bir not var. Babandan kalan. "Karaboran'ı sor" yazıyor yalnızca.
Yol seni Demirkapı Pazarı'na getirdi. Ve işte burada, bu kalabalık, gürültülü, toz kokan pazarda her şey başlıyor.