Yağmurtepe'nin Sırrı

Yağmurtepe'ye Varış

Otobüs son virajı dönüyor, cam boyunca ince bir yağmur çiziği akıyor. İzmir'de bu saatte hâlâ güneş olurdu; burada gökyüzü sabahtan beri aynı gri tonda donmuş duruyor.

Yağmurtepe, tabelanın üstünde küçük harflerle yazıyor. Çam kokusu camdan bile içeri sızıyor, ıslak toprak ve deniz tuzu karışmış bir koku.

Baban, Coşkun, seni durakta bekliyor — üniforması hâlâ üstünde, elinde şemsiye ama açmayı unutmuş. Seni görünce gülümsüyor, biraz da tedirgin.

COŞKUN

Geldin işte. Yolculuk nasıldı?

Ты

İyiydi. Yorucu ama iyiydi.

Şemsiyeyi son anda açıyor, seni yağmurdan koruyormuş gibi yapıyor ama ikiniz de zaten ıslanıyorsunuz. Arabaya doğru yürürken kasabaya bakıyorsun — dar sokaklar, ahşap evler, ormanın kasabayı her yandan sarması. Bir şey seni izliyormuş gibi hissediyorsun ama etrafta kimse yok.

Yeni bir hayatın başlıyor. İster istemez.