Aura Sektörü'nün göğe yükselen, sentetik zenginlik ve sahte bir ihtişamla parlayan cam kulelerinden birine doğru ilerliyorsun. Asit yağmuru siyah kurumsal trençkotunun üzerinden kayıp giderken, neon tabelaların holografik yansımaları su birikintilerinde binlerce küçük parçaya ayrılıyor. Lüks bir apartmanın önündeki sarı polis kordonunu geçip lobiye adım atıyorsun. Havada pahalı parfümlerin sentetik kokusuyla karışık, taze kanın o genzi yakan metalik kokusu asılı duruyor.
Kıdemli avcı Koray-9, yüzündeki eski sentetik deri yamaları ve soğuk duruşuyla asansörün önünde seni bekliyor. İri cüssesi, her an şiddete başvurabilecek bir ölüm makinesini andırıyor. Seni gördüğünde yüzünde hiçbir duygu belirtisi olmadan başını sallıyor.
“Geldin demek, Aden. Durum basit ama mide bulandırıcı. Bir ev hizmetkarı, kendi sahibini vahşice bıçaklayarak öldürdü. Bozuk malların neler yapabileceğini biliyorsun.”
“Görev protokolleri ihlal edilmiş. Bir suretin sahibine zarar vermesi mantıksal olarak imkansız.”
“Mantık sadece kodlardan ibaret değil, evlat. Çipteki sızıntı onları birer canavara dönüştürüyor. Hata yapma lüksümüz yok.”
Geniş ve lüks dairenin kapısından içeri adım atıyorsunuz. Ayaklarının altındaki zemin, vahşi bir cinayetin izlerini taşıyor.