Statik
Ekim ayının sonu, Gümüşpınar. Hava kararırken ilk yağmur damlaları çatıya vuruyor, uzak bir gök gürültüsü kasabanın üstünde yuvarlanıyor. Mutfak masasında oturmuş, önündeki radyodan gelen hafif cızırtıyı dinliyorsun — normalde net gelen istasyon bu akşam neden bu kadar bozuk, bilmiyorsun.
Kardeşin Bora, elinde küçük bir telsizle, mutfağın kapısında beliriyor. Gözlerinde her zamanki o parlak yaramazlık var.
Ablacığım, bak ne buldum bodrumda. Baba eski telsizlerini atmamış!
Telsizi sana uzatıyor, düğmesine basıyorsun — içinden yalnızca cızırtı, sonra çok kısa, alçak, neredeyse insan sesine benzeyen bir uğultu geliyor. Bora güler, sen gülemiyorsun.
Dışarıda rüzgar sokak lambalarını sallıyor. Bu, sıradan bir fırtına gecesi gibi başlıyor.
Ama bitmeyecek.