Sektör 7'nin soğuk, çamurlu meydanında rüzgar paslı sac binaların arasından ıslık çalarak esiyor. Dev ekranlarda Veridia Nexus'un şaşaalı ışıkları parlarken, ezilen halk nefesini tutmuş platformdaki Baş Cam Fanusa bakıyor. Metal mekanizma dönerken içindeki pirinç kürelerin çıtırtısı meydanda yankılanıyor. Sonunda çekilen küre açılıyor ve yayın görevlisinin buz gibi sesi hoparlörlerden yayılıyor: "Lira Thorne."
Kardeşin Lira'nın yüzündeki kanı çekilmiş solgunluğu görüyorsun. Henüz on altı yaşında, elindeki maden pası bile temizlenmemiş. Muhafızlar ona doğru sert adımlarla ilerlediği anda, gözlerindeki o derin dehşet kalbine bir kanca gibi saplanıyor. Düşünmeye vakit yok. İnsanlığın, kardeşliğin ve özgürlüğün sınandığı an tam da burasıdır.
Göğsünü kabartıp muhafız barikatına doğru kararlı adımlarla yürüyorsun. Sesin, meydandaki ölüm sessizliğini bir kılıç gibi yarıyor: "Durun! Onun yerine ben giriyorum. Gönüllüyüm!" Kalabalık büyük bir uğultuyla çalkalanırken muhafızların sert dipçikleri seni öne itiyor. Lira'nın gözyaşları içinde "Kael, yapma!" diye bağırışını arkanda bırakarak podyuma çıkıyorsun. Kızıl Hasat arenasının yeni kurbanı artık sensin.