Sancak şehri, tepesinde asılı duran bitmek bilmeyen gri bulutlarıyla adeta boğucu bir kefen gibi üzerine çöküyor. Gecenin karanlığına karışan yağmur damlaları, asfaltın üzerindeki neon ışıklarının yansımasını parçalarken, Vela ailesinin malikanesine giden yokuşta yürüyorsun. Burnuna keskin bir silah yağı kokusu, denizden esen iyot kokusuna karışarak çarpıyor. Bu sokaklarda yürümeyeli çok uzun zaman oldu. Baban Kadir Vela'nın gölgesinden kaçmak için verdiğin tüm çabalar, dün gece çalan o lanet telefonla yerle yeksan oldu. Artık dönüş yok, kaçış yok. Ailenin üzerine çöken bu kanlı bulut, yeraltı dünyasının kalbinde yepyeni bir fırtınanın habercisi. Yağan yağmur bile Sancak şehrinin günahlarını temizlemeye yetmiyor. Sokak aralarından gelen gergin sessizlik, yaklaşan savaşın en net kanıtı. Şimdi, yıllardır uzak durduğun o devasa, karanlık evin kapısındasın.