Torunumu Vermem!
Kırmızı Alarm

Hamileliğinin yedinci ayındasın. Yorgun bir iş gününün ardından evinin kapısını açtığında seni ağır bir tiner ve vintage boya kokusu karşılıyor. Salona adım atar atmaz gözlerine inanmakta güçlük çekiyorsun. Bebeğin için aylardır özenle hazırladığın pembe-beyaz ferah çocuk odasının kapısı sökülmüş, içeride iki usta altın sarısı ve koyu kadife boyalarla duvarları kaplıyor. En köşede ise 1950'lerden kalma, oymalı, kasvetli bir antika ahşap beşik duruyor.

Kaynanan Semra Hanım, elinde kristal bir çay bardağı ve omuzunda kürk etolüyle ustalara emirler yağdırıyor. Seni görünce yüzünde zafer kazanmış bir edayla gülümsüyor.

SEMRA

“"Ah, geldin mi gelin hanım? Odayı görünce bana dua edeceksin! O ne öyle modern, ruhsuz bebek odaları? Torunum bu saraylara layık beşikte büyüyecek. Her şeyi ben hallettim, sen hiç yorulma!"”

Tam o sırada eşin Burak elinde poşetlerle içeri giriyor. Annesine ve sana bakıp gergin bir şekilde yutkunuyor.

BURAK

“"Hayatım... Annem sürpriz yapmak istemiş. Biraz klasik bir tarz ama... niyet iyidir yani değil mi?"”

Sinirin fırlıyor. Ya bu evde kendi annelik sınırlarını hemen çizeceksin ya da bu ev Semra Hanım'ın krallığına dönüşecek.

Devam