Özel Işık Lisesi'nin devasa dökme demir kapılarının önünde duruyorsun. Şehrin en zengin, en ayrıcalıklı ailelerinin çocuklarının okuduğu bu şatoyu andıran bina, dışarıdan bakıldığında bir masal sarayını andırıyor. Ama senin için burası bir masal değil, bir savaş alanı.
Derin bir nefes alıyorsun. Çantanın kulpunu daha sıkı kavrarken teninde hissettiğin sonbahar rüzgarı sana on yıl öncesini hatırlatıyor. Annen Selin'in bu okulun vakfında muhasebeciyken Hakan Kozanoğlu tarafından haksız yere hırsızlıkla suçlanıp kapı dışarı edildiği o karlı günü... Annenin gözyaşlarını ve kararan hayatınızı hiç unutmadın.
Bugün buradasın. Anadolu'nun mütevazı bir kasabasından İstanbul'un kalbine dereceyle transfer olan Defne olarak buradasın. Kozanoğlu ailesinin bu okuldaki saltanatını yıkmak ve annenin adını temize çıkarmak için ant içtin.
“Buraya ezilmeye gelmedim. Kozanoğulları'nın ördüğü o yalan duvarlarını tek tek başlarına yıkacağım.”
Okulun mermer merdivenlerini tırmanırken gözler üzerinedir. Pırıl pırıl üniformaları içindeki öğrenciler sana yabancı bir böcekmişsin gibi bakıyor. Ancak senin adımlarında korku değil, soğuk bir kararlılık var.